Ayaş Tarihçesi


Ayaş, Ankara’nın 58 km. kuzeybatısında olup 1158 km2’lik bir alana yayılmış büyük ilçelerden birisidir. Doğusunda Sincan ve Kazan, batısında Beypazarı, kuzeyinde Güdül ve Kızılcahamam, güneyinde Polatlı ilçeleriyle çevrilidir. İlçe engebeli bir konuma sahiptir. Ayaş’ı Kazan ilçesinden ayıran doğu dağ sırası, batı dağ sırasına göre daha yüksek olup, kuzeyden güneye doğru uzanan Uyku, Güzel, Ahmaşık ve Abdüsselam dağlarını içine alır. Bu dağların en yükseği 1603 m’lik Abdüsselam dağıdır. Ayaş’ta kara ikliminin tipik özellikleri görülür. Kışları soğuk, yaz ayları sıcak ve kurak geçer. Rakımı 910 metredir.

Eski tarihte Ayaş’ta Hititlerin, Friglerin, Galatların ve Romalıların egemen oldukları biliniyor. Ayaş’ın Grekler tarafından Mnizos ismiyle kurulmuş olduğu da sanılıyor. Ayaş adı ise öz Türkçe bir isim olup, “parlak, aydınlık gece” anlamına gelir.

Bir Türkmen oymağı olan Ayaş, Oğuz Türklerinin Bozok Kolu, Günhanoğulları, Bayat Boyu, Barak Obasına bağlı bir oymaktır. Ayaş ve civarında Bayat, Avşar, Peçenek, İlhan, Kayı ve Kargı gibi Oğuz boylarına ait isimleri taşıyan yerleşim yerleri vardır.

Türk ordusu 1073 yılında doğu ile batı ülkelerinin çeşitli merkezlerini birbirine bağlayan yol üzerindeki 5 büyük piskoposluk merkezlerinden biri olan Minozos’u fethederek Ayaş Oymağı’nı buraya yerleştirdi.

Ayaş’ta daha o yıllarda binden fazla oba çadır olduğu ve nüfusunun bugünkünden yoğun olduğunu Evliya Çelebi’nin “seyahatname”sinden de öğreniyoruz. Türklerin gelişinden sonra 13.yy’ın ikinci yarısında Ankara ve çevresi önce Moğollar’ın daha sonra da İlhanlilar’ın yönetimine geçti.

1354 yılında Orhan Gazi zamanında, ilçe Osmanlı sınırlarına katıldı. Ayaş 1071 yılından beri Türklerden başka bir toplumun yaşamadığı ve tarihi boyunca istilaya uğramamış olan 932 yıllık ender bir türk yurdudur. Ayaş, cumhuriyetin kurulmasıyla teşkil edilen ilk ilçeler arasında yer almış olup Ayaş Belediyesi’nin kuruluşu 1800’lü yıllara dayanır.